İdare Hukuku, kamu gücünü kullanan idarenin (devlet kurumları, belediyeler, bakanlıklar, valilikler vb.) bireylerle olan ilişkilerini düzenler. İdarenin tek yanlı ve kamu gücüne dayanarak tesis ettiği hukuka aykırı işlemlere karşı vatandaşların anayasal güvencesi olan idari yargı yollarına başvurulması büyük önem taşır.
İdare tarafından tesis edilen atanma, tayin, sicil, ruhsat iptali veya imar planı değişiklikleri gibi idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönünden hukuka aykırılığı saptandığında açılan iptal davaları.
İdarenin işlem ve eylemlerinden dolayı zarara uğrayan kişilerin, uğradıkları maddi veya manevi zararın tazmini istemiyle idareye karşı açtıkları tazminat davaları (örneğin hizmet kusurundan doğan zararlar).
Rekabet Kurumu, BDDK, SPK, Belediye Encümeni, Trafik Polisi vb. kamu kurum ve kuruluşlarınca kesilen haksız idari para cezalarına yasal süresi içinde Sulh Ceza veya İdare Mahkemesinde itiraz edilmesi.
Kamu ihalelerindeki hukuka aykırılıklara karşı KİK (Kamu İhale Kurumu) başvuruları ve KİK kararlarının idari yargıda iptal süreci.
Gümrük vergileri ve cezai işlemlere karşı itiraz ve yargı yoluna başvurulması.
İdari işlemlerin iptali veya tam yargı davalarında dava açma süreleri çok kısadır (Kural olarak 60 gün). İdareye yapılan başvurular, zımni ret veya açık ret kararları dikkatle değerlendirilerek, şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlı kalınarak dava dilekçesi hazırlanır ve idare mahkemelerinde süreç yürütülür.
Tam yargı (tazminat) davalarında dava açılmadan önce idareye başvurulması yasal bir zorunluluktur. İptal davalarında ise kural olarak doğrudan dava açılabilir.
İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğacaksa ve işlem açıkça hukuka aykırıysa, mahkemece asıl karar verilene kadar işlemin durdurulması kararıdır.